Duygular ve beyinden bahsedeceğiz. Duygular nasıl ve nerede oluşur?

Ruhsal ve zihinsel süreçler, beynin bir dizi işlevinin ürünüdür. Nasıl ki yürüme, soluk alma, gülümseme gibi motor hareketler, beyinin işlevleri sonucu oluşuyorsa, duygulanım, öğrenme, düşünme gibi karmaşık duygusal ve bilişsel davranışlar da beynin belli bazı işlevleri sonucu oluşur.

5 aylık fetus 5 duyunun ikisine sahiptir: duymak ve dokunmak. Küçücük kafasında her dakika 50.000 yeni hücre oluşmaktadır. Beyin öyle hızlı gelişmektedir ki, 6. ayda hızla büyüyen beyin kabuğu, kafatasına sığmak için kıvrımlar oluşturmaya başlar. 7. ayda fetus beyni tüm yaşamı boyunca sahip olacağı, düşünme, görme, duygu gibi beyin fonksiyonlarından sorumlu yaklaşık 100 milyar beyin hücresinin hemen tamamını oluşturmuştur.

Duygular…

Duygular yalnızca düşünceleri yaratan süreçlerin başlangıcı değil, başlı başına tanıma anlamlandırmadır. Bebekler ekşi bir tat aldıklarında yüzlerini buruştururlar, bu istemli bir buruşturma değil refleksif bir harekettir. Bu refleksif durum, ancak yıllar sonra limon dendiğinde neden bahsettiğinin algılanıp, yüzün buruşmasını sağlayacaktır. Araştırmacıların ‘birincil duygular’ olarak adlandırdığı, doğuştan getirilen tehlike, mutluluk, ya da hüzün anlarında verilen davranış örüntüleri daha yeni doğan bebeklerde görülmeye başlar. ‘İkincil duygular’ ise , insanların yaşam süresince deneyimlerle edindiği kişiselleştirilmiş duygulardır.

Duygular ve beden dili

Birincil duygular beden diliyle ortaya çıkarlar. Beden dili tüm insanlık tarihinin iletişim başlangıcı olduğu gibi, yeni doğan bebeğimiz için de bizlerle ve karşılarındaki kocaman dünyayla kurdukları iletişimin başlangıcıdır. Bebekler kendilerini ifade etmek için kelimeleri kullanamazlar. Onların kendilerini ifade etme biçimi çıkardıkları sesler, yüz ifadeleri ve hareketleridir. Bebeğimiz yeni gördüğü ve tanıdığı her sese, kokuya, dokunuşa, tada karşı duygularını beden diliyle gösterir. Bunlara karşı duyarlı olup istedikleri yanıtları verdiğiniz takdirde size güvenleri artacaktır.

Duygular nasıl oluşur?

Duygular akılcı düşüncenin tersine, istemli olarak oluşmazlar, kişinin bilinci dışında da var olabilirler. Ve başlattıkları fizyolojik tepkiler de (kalp atımının hızlanması gibi) yine bilincin dışında gerçekleşirler.

Duygusal mekanizmalarda en önemli görev, limbik sistemi oluşturan beyin yapılarına aittir. Limbik sistemin uyaranlara verdiği tepkilerin önemli bir bölümü, araştırmacılara göre kalıtsaldır.

Limbik sistem

İlk olarak memelilerde ortaya çıktığı düşünülen bu sistem, evrimsel açıdan beyni saran korteks tabakasından çok daha eskidir ve korteksin hemen altında bir yapıdır. Yaşamın sürmesi için gerekli bir çok içsel güdünün yanı sıra, duyguların da bu yapılar içinde ve arasında oluştuğu düşünülüyor. Limbik sistem canlının kendini korumaya yönelik ve türün devamlılığını sağlayan aktivitelerinden sorumludur (fight or flight mekanizmaları ve emosyonel aktiviteler). Limbik sistem aynı zamanda organizmadaki stres reaksiyonlarını düzenlemede etkilidir. Öğrenme ve bellek oluşumunda önemli rolü vardır. Vücudun içsel dengesini korumada (vücut sıcaklığı, açlık-tokluk..vb.) homeostasis görevini üstlenen hipotalamusun somatizasyonundan sorumludur. İçinde bulunan çekirdekler (amigdala, hipokampus, mamiller cisimciği, talamusun ön çekirdekleri) duyguların işlenmesiyle ilgili temel limbik yapılardır.

Duygular Beynimizde Oluşur

Duygular bilişsel fonksyonları etkiler, bilişsel fonksyonlar da duyguları kontrol eder. Biraz temel bilgi…
Beyin: 100 milyar sinir hücresinden oluşur.
Pre-frontal korteks: Beyin kabuğunun bilişsel fonksiyonlardan sorumlu alanı. Duyguların oluşumundan sorumlu limbik yapılarla ilişkilidir.
Lİmbik sistem: Emosyonel aktivitelerden sorumlu yapıdır.
Hipokampus: Uzun dönemli belleğin oluşturulup, gereğinde yeniden ortaya çıkarılmasını sağlar. ‘Kayda değer’ duyusal bilgiyi belirler
Amigdala: Limbik sistemin başta koku olmak üzere duyuların denetiminden sorumlu parçasıdır.
Talamusun ön çekirdekleri: Gelen duyusal uyaranların, ilgili üst korteks merkezlerine iletilmeden önce toplandığı, bir duyusal iletim istasyonudur.
Hipotalamus: Heyecansal durumlarda istemsiz hareketlerinden sorumludur. Otonom sinir sistemini kontrol eder.

Heyecan anlarında verilen vücut tepkileri nelerdir ?

Vücudun istemsiz hareketlerinden sorumlu yapısı, otonom sinir sistemidir. Birbirine zıt çalışan iki sistemden oluşur. Sempatik sistem alarm sistemidir. Heyecan ve stres durumlarında kalp faaliyetini arttırır, enerjiyi harcamak üzere sindirimi yavaşlatır. Savaşma ve kaçma reaksiyonlarında devreye girer. Göz bebeklerinde genişleme, yüzeysel deri damarlarında daralmaya yol açar. Parasempatik sistem ise bu sistemin tam tersi durumlarda, rahatlama durumlarında devreye girer. Organizmaya enerji sağlar. Kalp faaliyetlerini yavaşlatır, sindirim faaliyetlerini arttırır, göz bebeklerinde küçülme ve yüzeysel deri damarlarında genişlemeye neden olur.

Beyin gelişimine etki edilebilir mi?

Her bebek yaklaşık 100 milyar sinir hücresiyle doğar, bu hücrelerin sayısı artmaz… Beynimizin büyümesi bu sinir hücrelerinin büyümesi ve hücreler arasındaki bağlantıların artmasıyla olur. Sinir hücreleri arasındaki bağlantıların oluşumu bebeğimizin hayata geldiği ilk yıllarda özellikle ilk aylarda son derece hızlı oluşur. Anne-babalar ve bebeğin bakımından sorumlu olan kişiler, özellikler bu bağlantıların oluşumu sırasında etkin rol oynayabilirler. Bebeğinize gülümseyerek, onunla konuşarak, ona dokunarak, şarkı söyleyerek bu sürece olumlu etkide bulunabilirsiniz. İhmal edilen bebeklerin beyinlerinin tüm bölgeleri gelişimlerini tamamlayamaz. Bebeğinize dokunarak beynindeki büyüme hormonunun salgılanmasını arttırabilirsiniz. Günde 3 kez, on beşer dakikalık hafif masajlar yapın. Konuşurken cildinizin birbirine temasını sağlayın. Bebeğiniz söylediklerinizin anlamını bilmese bile bu konuşma ve dil öğrenme kapasitesini arttıracaktır. Araştırmalara göre bebeğiyle sık sık konuşan annelerin bebekleri 2 yaşına geldiğinde bebekleri ile seyrek konuşan annelerin bebeklerine oranla 300 kelime daha fazla bilmektedirler. Okuma yetenekleri de gelişmektedir. Çocuğunuza resimli kitaplar okumanız ve ona resimlerde gördüklerini sormanız onun beyin gelişimine olumlu etki edecektir.